18 Eylül 2007

NE YAPARDINIZ?

Yine gelen maillerden birisi. Büyük bir ihtimal silerede geliyor bunlar. Bloglar paylaşım olduğu için yayınlıyorum bende. Bende kalmasın, herkes okusun diye.

NE YAPARDINIZ?...
Kararı siz verin. Komik bir cümle beklemeyin, çünkü yok. Yine de okuyun.
Sorum şu : Aynı kararı siz verir miydiniz?

Okuma ve öğrenme zorluğu çeken çocuklara özel eğitim veren bir okul için bağış toplama yemeğinde, çocuklardan birisinin babası katılımcılar tarafından asla unutulmayacak bir konuşma yaptı. Okula ve kendini adamış öğretmenleri kutladıktan sonra şöyle bir soru sordu:
'Dışardaki etkenler tarafından etkilenmedikçe doğa herşeyi mükemmel bir şekil ve sırada yapıyor. Ama yine de oğlum Shay, diğer cocukların öğrendikleri gibi öğrenemiyor. Diğer çocukların anlayabildikleri gibi anlayamıyor. Oğlumda doğal olması gerekenler şeyler nerede? '
Bu soru karşısında dinleyiciler sessiz kaldılar. Baba devam etti.
'Ben inanıyorum ki, dünyaya fiziksel ve zeka engelli Shay gibi bir çocuk geldiğinde, gerçek insan doğası kendini gösterme fırsatını buluyor ve bu da insanların o çocuğa davranış şekillerinde kendini gösteriyor.'
Ve sonra aşağıdaki hikayeyi anlatmaya başladı:
Shay ve babası bir gün parkta Shayın tanıdığı birkaç çocuğun baseball oynadıklarını gördüler. Shay sordu,
'Acaba oynamama izin verirler mi?'
Shay'in babası çoğu çocuğun Shay gibi bir çocuğun takımlarında oynamasını istemeyeceklerini ama aynı zamanda eğer oğluna izin verirlerse oğlunun o çok ihtiyacını duyduğu, engellerine rağmen başkaları tarafından kabul edilmenin özgüveni ve sahiplenme duygusunu vereceğini de biliyordu. Shay'in babası çocuklardan birinin yanına yaklaştı ve (fazla birşey beklemeyerek) Shay'in oynayıp oynayamayacağını sordu. Çocuk şöyle danışabileceği birilerine baktı ve sonra,
'Şu anda 6 sayı gerideyiz ve oyun sekizinci turunda. Herhalde takıma girebilir ben de onu dokuzuncu turda vurucu olarak sokmaya çalışırım' dedi.
Shay büyük bir gayretle takımın yanına gitti ve yüzünde kocaman bir gülümseme ile takım T-shirtini giydi. Babası gözünde yaş, kalbi sıcak duygularla dolu onu izledi. Çocuklar oğlunun kabul edilmesinden dolayı babanın mutluluğunu gördüler. Sekizinci turun sonunda Shay'ın takımı birkaç puan kazandı ama hala 3 sayı gerideydi. Dokuzuncu turun başında Shay eldiveni eline geçirdi ve sağ açık sahaya çıktı. Ona doğru hiç top isabet etmemesine rağmen oyunda olmaktan son derece mutluydu ve babası ona tribünlerden el salladığında yüzünde kocaman bir gülümseme vardı. Dokuzuncu turun sonunda Shay'ın takımı yine puan kazandı. Şimdi bütün kaleler doluydu, oyunu kazanma şansı ortaya çıkmıştı ve topa vurma sırası Shay'e gelmişti. Bu noktada Shay'ın vurucu olmasına izin vererek oyunu kaybetme riskini mi almalıydılar? Şaşırtıcı bir hamleyle Shay'e sopayı verdiler. Herkes onun topa isabet ettirme şansının sıfır olduğunu biliyordu, çünkü bırakın topa vurmayı Shay sopayı bile tutmasını bilmiyordu. Ama Shay sahaya çıktığında top atıcı, diğer takımın kazanma şansın bir kenara bırakarak Shay'e bu fırsatı tanıdıklarını görünce birkaç adım öne giderek yumuşak bir şekilde topu Shay'e doğru fırlattı. İlk topa Shay zorlukla sopayı savurdu ama ıskaladı. Atıcı tekrar birkaç adım öne doğru geldi ve topu yine yumuşak bir şekilde Shay'e doğru attı. Shay sopayı savurdu ve hafifçe topa dokunarak yere, atıcıya doğru vurdu. Oyun şimdi bitecekti. Atıcı topu yerden aldı, ilk kaledeki adamına kolaylıkla atabilecek ve Shay'i sobeleyerek oyunu bitirebilecekti. Ama atıcı topu aldı ve ilk kaledeki adamının başının üzerinden diğer takım arkadaşlarının erişemeyeceği bir yere fırlattı. Tribünlerdeki herkes ve iki takım da bağırmaya basladılar,
'Shay, ilk kaleye koş, ilk kaleye koş!'
Shay hayatında hiç bu kadar uzağa koşmamıştı ama ilk kaleye gidebildi. Şaşkınlıktan büyümüş gözleriyle yere çöktü. Herkes bağırmaya devam etti,
'İkinci kaleye koş, ikinci kaleye koş'
Nefes nefese kalan Shay zorlukla ikinci kaleye koşabildi. Shay ikinci kaleye geldiği sırada açık sahada diğer takımdan biri topu almıştı. Takımın en küçüğü olan bu çocuk kahraman olma şansını elinde tutuyordu. Topu ikinci kaledeki adamına atabilirdi, ama top atıcısının niyetini anladığından o da kasıtlı olarak, topu üçüncü kaledeki arkadaşının başının üzerinden attı. Herkes bağırıyordu,
'Shay, Shay, Shay, bütün yolu koş Shay!'
Karşı takımdan birinin yardım ederek onu üçüncü kaleye doğru döndürmesiyle Shay üçüncü kaleye koşabildi, 'Üçüncüye koş Shay, üçüncüye koş!'
Shay üçüncüye gelirken diğer takımdaki çocuklar ve seyirciler ayağa kalkmışlardı ve bağırıyorlardı,
'Shay, hepsini koş! Hepsini koş!'
Shay hepsini koştu ve oyunu takımı için kazanan bir kahraman olarak herkes tarafından alkışlandı.
'O gün', dedi babası, gözlerinden yaşlar asağıya doğru süzülerek,'iki takımdaki çocuklar da dünyaya bir parça sevgi ve insanlık getirmeyi başardılar'. Shay bir sonraki yaza yetişemedi. O kış öldü. Bir kahraman olduğunu ve babasını mutlu ettiğini ve eve geldiğinde annesinin de gözyaşları içinde onu kucakladığını asla unutmadı.

8 yorum:

Selen'den secmeler dedi ki...

Gozyaslarima hakim olamadim okurken.Allah zihinsel,fiziksel ozurlu evladi olanlara cok buyuk sabirlar varsin.Cok zor olmali canindan olanin fonksiyonlarinin eksik olmasi.
Hepimize saglik,diliyorum.en onemlisi bu degilmi?

ayci dedi ki...

Dogustan özürlü birisi özürlü degildir bence, bu yüzden dogustan böyle olanlara acimiyorum.

Biz nasil, neden 3 gözüm yok diye tutturmuyorsak, onlarda tutturmuyor neden ben böyleyim diye. Cünkü onlarin normali bu.

Bir kere böyle birisine rastladim, uzunca konustuk, bizi engelli yapan engelsiz insanlar dedi.

Bir daha engel olmamaya calistim!

margo dedi ki...

kesinlikle aylinin dediğine katılıyorum..
insanlara her şekilde saygım vardır ve birde bu şekilde yaşama azmi olan insanlara daima saygım vardır..
hikaye gerçektende çok güzeldi..

figen dedi ki...

of ya ağlattın beni....

aytug dedi ki...

Ayçi'nin yorumuna katılıyorum. Hayatta her zaman böyle insanlar karşımıza çıkıyor. Asıl kendimizi sorgulamamız lazım onlara nasıl davranıyoruz diye. Gerçekten çok güzel bir yazı bize ulaştırdığınız için teşekkürler.

Açalya dedi ki...

Alla alla hızına yetişmek ne mümkün? bu ne Aslı'cığım yahu, hergün iki tane mi post yazıyon nedir?

denizimiz dedi ki...

çok güzel bir hikaye ve bize yapmamız gerekenleri anlatıyor sanırım.bizde birazcık özveri gösterirsek çevremizdeki insanları mutlu edebilirz.güzel günler dilerim

fikriminincegülü dedi ki...

Çok güzel bir hikaye gerçekten..