1 Haziran 2007

İskender Efendi Konağı


Geçenlerde Bursa'ya gittik ve tesadüf eseri burada yemeğimizi yedik. Burası Bursa Botanik park içinde yer alan İskender Efendi Konağı.

Kısaca şöyle anlatılıyor. Üçüncü kuşak torun Süleyman oğlu Yavuz İskenderoğlu'nun, 1996 senesinden 26 Temmuz 2003'e kadar süren 6 yıllık bir emek ürünü olan Kebapçı İskender'in Botanik Projesi iki ana yapıdan oluşmaktadır. Bu yapılardan birincisi 19.yy Kayhan Çarşısı'ndaki kebapçı dükkanının aynısı baz alınarak yapılan "Kebapçı İskender Dükkanı", diğeri ise 17.yy. İskender Efendi Konağı'nın o dönemin malzeme ve yapım usulüyle yeniden yapıldığı "İskender Et Lokantası"'dır.

Yediğim en lezzetli Kebaptı diyebilirim. Fiyatıda çok makul.Yemeğimizi yedikten sonra konağı gezdik. Yukarıda görülen masanın bana hissettirdiği ise, sanki Atatürk ve silah arkadaşları biraz sonra gelecekler ve orada yemeklerini yiyecekler. Yukarıda masanın yaklaşık yarısı görünüyor. Konak bir Müze Restaurant.
Öyle güzel bir yapı ki sizi o yıllara götürüyor sanki. Çektiğim tüm fotoğraflar bu konağın içinden.

İşlemeleri çok beğendim.




Toplantılar için eşsiz bir yer.



Yemeğimizi, konağın bahçesinde güller arasında yedik. Markalaşması konusunda tamamen hak verdim. Her yerde İskender diye satılan Kebaplar ile arasında çok büyük fark var.


Eğer günün birinde yolunuz Bursa'dan geçerse; benden sizlere tavsiye, yemek molanızı mutlaka ve mutlaka burada verin. Ortam süper. Hele birde eski konaklardan hoşlanıyorsanız. Ama Botanik Park'ın içinde yer alan İskender Efendi Konağı'nda.

31 Mayıs 2007

Kulak Ağrısı 1

Daha önceki yazımda kulak ağrısından mahvoldum diye anlatmıştım. Merak eden arkadaşlara hemen haber vereyim, Allah'a şükürler olsun ki ağrım yok. Kulağım tıkalı ama olsun. En azından o geceyi ağrısız geçirdim. Fakültedeki doktora tekrar gittim ve temizliği yaptı o da. Meğerse mantar değil enfekte bir olaymış. Ağrısızda temizlik yapılabiliyormuş demek ki.

Hakikaten anlamıyorum ben bu doktorları. İkisinede para vererek muayene oldum. Nedir bu ikilik anlamak mümkün değil. Fakültedeki doktor "kulağınız tahriş olmuş, bu nedenle damla damlattığım zaman acı duyuyorsunuz" dedi. Ben edepsiz bir kadın olsam kulağımı kazıyan doktoru gidip hastanesinde paralamaz mıyım? Pes demekten başka bir diyeceğim yok.
Bir damla verdi son gittiğim doktor ve gelicek hafta çarşamba tekrar çağırdı. Aynı işlemi tekrarlıyacak. Dedimya kulağım tıkalı ama ağrım yok. O da bir haftaya kadar açılırmış doktorun dediğine göre.
Herkese gösterdiği ilgiden dolayı teşekkür ederim.

30 Mayıs 2007

Kıskandım





Sevgili Rahşan'ı çok kıskandım bende çektim, yayınlıyorum. Kafam fotoğraf işine yatmaya başladı. Hadi hayırlısı. Kıskandım dediysemde tatlı bir kıskançlık gerçek sanmayın emi.

Kulak Ağrısı

Geçen hafta salı gününden beri bir kulak ağrısı başladı anlatamam. Sesim gitti önce. Doktora gittim. Antibiyotik dahil olmak üzere birçok ilaç verildi. Kulağımda da iltihaplanma olduğu söylendi. Tamam dedim ve ilaçlarımı eksiksiz kullandım. Cumartesi bir ağrı ki, hemen gittik hastaneye. Doktor kulağımda mantar olduğu ve temizlenmesi gerektiğini söyledi. Aman yarabbim olmaz böyle bir acı. Beynim oyuldu. Hem kulağım tıkalı hem duyuşum az. Acıya dayanıklıyım ama dayanılır gibi değil temizleme işleme yapılırken. Neyse gözyaşlarımı sildim ve eve gittik. Açılır gibi oldu ve iki gün rahattım. Hastanede ki doktor salı günü tekrar gelmemi söyledi ve bu arada da çok dikkatli davranmam gerektiğini asla ve asla su kaçmaması gerektiğini yoksa bu mantarın beynime kadar gideceğini söyledi.

Pazartesi gecesi tekrar bir sancı aman Allahım oyuyorlar beynimi. Ertesi sabah tekrar gittim. Doktor bir önceki hastasının sinirini benden çıkarttı sanki. Neymiş hastası bazı sorunlar yaşamış. Hasta bir doktor ve babasıda benim gözlerimin önünde neredeyse doktoru tehdit etti.

"Daha ileriye gidecektik ama oğlum engel oldu" dedi. Muayene olacağım doktorla aralarında ne geçtiyse çok sinirliydi.

Tamam dedim ben şimdi mahvoldum. Adam sinirini benden çıkaracak. Girdim içeriye. Doktor burnundan kıl aldırmıyor. Ne soru sorabiliyorum, ne ne yapmam gerektiğini.

"Çevirin kafanızı" dedi. Çevirdik. Başladı yine kazıma işlemi. Bağırıyorum. Adam "bağırmayın ki rahat çalışayım temizliyeyim" diyor.

Ya ne mümkün. Nasıl bağırmam canım çok yanıyor. İnanın, iki kürtaj geçirdim onlar bile daha kolay. Neredeyse bayıldım bayılıcam.. Başladı "işte biz canla başla çalışırız da kıymetini bilen olmaz", " güya doktor babası". Ne dersin şimdi. Ben sadece canımın yandığınla kalmışım. Oyulmuş beynim yine. Birde cuma tekrar gidecekmişim yine beynim oyulacakmış. Kullanabileceğim başka hiç bir ilaç yokmuş. Dövmediği kaldığı herifin yaa.

Neyse eve geldim ama ağrım geçmiyor bir türlü. Ağlıyorum devamlı. Çaresizim. Ne yapayım? Ne ilaç kullanayım?, bilmiyorum. Eşim araştırma yapıyor devamlı netten. Benim sayemde kulak üzerine tez hazırlıyacak neredeyse. Canım benim sağolsun.

Akşam kadar ağlamaktan gözlerim hem kan çanağına döndü, hemde şişti davul gibi. Ağrı yüzünden sanki üzerimden kamyon geçmiş gibiyim. Neyse ki akıl edip Eskişehir Osmangazi Tıp Fakültesi KKB bölümünden özel randevu almayı akıl edebildim. Hemen ertesi güne yani bugüne. Buradaki doktorada her şeyi anlattım. Neyse çok anlayışlı davrandı. Canımı yakmamaya gayret göstererek temizliği yaptı ve "geç kalmışsınız, keşke daha önce buraya gelseydiniz" dedi. Şu anda ağrım yok Allah'a şükür. Tıkalı ama olsun. Yarın tekrar gideceğim. Bu gece çok önemliymiş. Ağrı olursa hemen hastaneye gelmemi tembih etti doktor. Bundan sonraki yaşamımda da asla ve asla kulak pamuğu kullanmamamı söyledi. Çünkü kulak pamuğu dış taraftaki kirleri içeriye taşınıp kulağa zarar verirmiş. Bakalım yarın neler le karşılaşıcam.

Diğer doktora gelince elime geçirirsem ne yaparım bilmiyorum. A be adam bana ne garezin vardı. Acı olmadan da temizliği yapılabiliyormuş. İkiside tıp okumuş, ikiside KKB'ci. Ama biri doktor, diğerini bilemiyeceğim artık.

28 Mayıs 2007

Cam Boyama


Evet, bundan önceki yazılarımda devamı gelecek demiştim. Bu cam tabağı yapmak esasında gerçekten çok kolay, bir o kadar da zevkli. Öncelikle üzerinde hiç bir deseni, kabartısı olmayan bir cam tabağa ihtiyacınız var. Bunun için Paşabahçe’nin düz cam tabakları çok uygun. Öncelikle tabağımızı alkol veya kolonya ile bir güzel temizliyoruz. Sonrasında nasıl bir desen istiyorsak, o desenin kendisini veya ince kâğıda çekilmiş renkli fotokopisini cama yapışabilecek bir yapıştırıcı sayesinde tersten yapıştırıyoruz. Bu tür işlemlerde yani cama uygulanan işlemler için tersten çalışılması çok önemli. İç tarafında herhangi bir çalışma yapılmıyor çünkü. Yapıştırma için kullanılan ürünün, yapışma sonrasında şeffaflaşmasına dikkat edelim yani öyle bir ürün kullanalım. Ben burada -ahşap boyamasını bilenler bilir- dekupaj tutkalı kullandım. Desenimizin yüzünden tutkalı sürüp, camın arka yüzünden yapıştırıyoruz. Fazlalıkları ve hava kabarcıklarını aldıktan sonra boyama işlemine geçiyoruz. Benim kullandığım boya markası Tex-co'nun Sparkles (Hazır sim).

Kullanacağımız desen ve boya birbirine uyumlu olmalı ki desenimiz belli olsun. Boyayı çok iyi karıştırıyoruz. Arzu ederseniz fırça ile ya da ufak sünger ile tamponlayarak desenin etrafını tamamen kapatıyorsunuz. Bolca sürmekte fayda var. Sonrasında bırakalım boya kurusun. Yaklaşık 1 gün (24 saat) boyunca kurur. Kuruduğunu en güzel boya bir miktar şeffaflaşınca ve ortada sadece simler çıkınca anlayabilirsiniz.

Bu işlemde tamam olduktan sonra sim boyanın üzerine ahşap boyamada kullanılan beyaz sedef boyanın içine çok az miktarda civciv sarısı karıştırıyoruz. Bunun nedeni sim boya tamamen kapatmıyor ve arka tarafının görünmemesi için bu işlemin yapılması gerekiyor. Gelişigüzel camı tamamen boyuyoruz. Desende dahil olmak üzeri tamamen kaplanıyor. Bu sürülen de kuruduysa vernikliyoruz. Sprey vernik daima tercihim. Hem çok rahat yapılıyor hem de her tarafını kapatabiliyor.

Anlatımının uzun olduğunu bakmayın. Gerçekten çok kolay yapımı. Bir tanıdığınıza hediye etmek isterseniz hem değişik bir hediye hemde sizden. Yaratıcılık sizlere kalmış artık. Kolay gelsin.


24 Mayıs 2007

Kumaş Boyama Ebru




Kumaş Boyama Ebru yapmak hem çok zevkli bir o kadar da meşakkatli. Önceden yapacağınız kumaşı şaplı suda bekletip duruluyor ve kurutuyorsunuz. Sonrasında kireçsiz suda kitrenizi hazırlıyorsunuz. Bu su yaklaşık 24 saat boyunca bekletiliyor. Ara sıra karıştırılıyor ve pütürleri gideriliyor. Elbette yapacağınız teknenin büyüklüğüne göre kitrenizi hazırlıyorsunuz ve hazırladığınız bu kitre ile yaklaşık 1mx1m oranlarında 10 adet boyama yapabilirsiniz. Sonrasında kumaş boyama için satılan özel ebru boyalarıyla istediğiniz şekilleri verebilirsiniz.
Ben bunu kumaş boyama kursuna giderken yaptım. Hocamız sağolsun gösterdi bize tekniği ve sadece kendi anneme ve kayınvalideme yapabildim. Bende yok bundan. Bir daha da yapamadım.
Boyalarla şekil vermeye gelince süpürge sapıyla, iğneyle veya herhangi ince bir şeyle yapılabilir. Öncelikle kitreyi tekneye döküp üzerine gazete kağıdı serip hava kabarcıklarını alıyorsunuz ve renkleri gönlünüze göre damlatıp, (zaten bizim kullandığımız PEBEO boyaları damlacıklı) desenleri vermeye başlıyorsunuz. Biraz Ebru Sanatı'nı izlediyseniz kolaylıkla yapılabilir. Ama bunun için özel bir atölye olsa hiç fena olmaz. Kitre tekneniz ne kadar büyükse kumaşın o kadarını boyuyabilirsiniz. Suya desen çiziyorsunuz Ebru Sanatında. Aynı desenden bir daha istesenizde yapamazsınız. Ben bir daha yapabilir miyim Kumaşa Ebru'yu diye soracak olursanız işte bu çok zor.



22 Mayıs 2007

Tuğra Çanak





Osmanlı Tuğrasını oldum olası çok severim. Bu cam çanağı yaklaşık 2 sene önce yapmıştım.
Düz bir cam çanağa pasta rölyefle tuğrayı çiziyorsunuz. Saydam olduğu için cam, alttan kopya çekmek kolay oluyor :). Üzerine de altın varak yapıştırmak için solüsyonunu sürüyorsunuz. Solüsyon kuruyunca altın varak yapıştırıyorsunuz ve püsürüklerini temiz bir fırçayla temizliyorsunuz. Gerçi onun üzerine eskitme çalışması yapabilirsiniz ama ben denedim hoş olmadı. Birde son kat olarak sprey vernikle sağlamlaştırdık mı geriye iyi günlerde kullanmak kalıyor.