18 Ocak 2008

Çok Zor

Bir anne adayı için en zor anlardan biridir sanırım.
Hamileliği öğrenip, safha safha bunu yaşaması. Doğacağı günü sabırsızlıkla beklemek. Adını bile belirlemek. Alışveriş yapmaya başlamak. Ama nedensiz bir şekilde hamileliğin sona erdirilmesi gerektiğini öğrenmek. İçinizdeki varlığın, yaşayan, kalp atışlarını duyduğunuz, ultrasonografik fotoğraflarını gördüğünüz bebeğinizin bir nedenden dolayı enfeksiyon kapıp öldüğünü öğrenmek çok zor anlardan biri.

Adana'da yaşayan kuzenimin eşi tam 7,5 aylık hamileydi. Kuzenim benim için kardeş gibidir. Çok severim. Eşini de keza öyle. Hamileliklerini öğrendiğimde çok sevinmiştim. Mart başında doğumun gerçekleşmesi bekleniyordu. Hele kuzenim çok heyecanlıydı eşi hamile olduğu için. Sanki eşi değil de o hamileliği yaşıyordu. Eşinin üzerine çok düşüyordu, hamileliğini çok rahat yaşamasını istiyordu. Bu olay her ikisi içinde çok büyük bir yıkım oldu.

Olayı öğrendiğimde şok oldum diyebilirim. Oğluma hamile kalmadan önce başımdan iki hamilelik geçmişti. Ama nedendir bilinmez; ilk hamileliğim 8 haftalıkken bebeğin gelişimi olmadığı belirtilerek sonlandırıldı, yani küretaj oldum. Sonrasında benim ve eşimin tüm genetik testleri yapıldı, herhangi bir neden var mı araştırma yoluna gidildi. Testlerimiz her ikimizin de temiz çıktı. İlk hamileliğimin sonlandırımasından çok kısa bir süre sonra (yaklaşık 3 ay sonra) tekrar bir hamilelik yaşadım. İlk başlarda hamileliğim çok iyi gidiyordu. 10. haftaya geldiğimizde başta duyduğumuz kalp atışlarını bir anda duyamaz olduk. Bebek içimde ölmüştü ve tekrar bir küretaj yaşamam gerekiyordu. Bu ne demekti; ben bir katildim ve içimde bir canlı barındıramıyordum. Allah böyle bir olayı hiç bir kadına yaşatmasın. Psikolojiniz tamamen bozuluyor. Sanki sizi uçurumdan itiyorlar ve sonu yok, düşüp duruyorsunuz. Doktoruma sonuna kadar güveniyordum. Bir kadın için çok önemlidir Kadın Doğum Doktoru. Evliliğim başından beri aynı doktora gidiyordum. Güvensizliğim söz konusu değildi. Bana doktorunu değiştir başka doktora git dendi. İnsanları üzmemek için gittim. Ama sonunda küretaj oldum. Sonrasında yaşanılanlar çok acı. Genetik olarak bir problem yok ama yaşanılanlar ortada. Ben anne olamıyacağım diyordum kendi kendime. Kendi içimde yaşıyordum acılarımı. Başkalarıyla paylaşmak zor geliyordu.

Annem Ankara'da bir jinekologtan randevu alıp muayene olmamı istedi. Yapılan tüm testleri yanıma alıp doktorun masasının karşına oturdum. Tüm testleri inceledikten sonra bana doktorun dedikleri hala kulaklarımda:
"Tüm testleriniz temiz. Evlendiğinizde çiftler birbirlerine bir alışma devresi geçirirler. İnsana böbrek nakli yapılacağı zaman, nasıl uygun olanı bulmak için uğraşılırsa bunu da öyle düşünmen gerekir. Fiziksel olarak birbirinize uyum sağlasanızda, biyolojik olarak birbirinize adapte olamamışsınız. Bunun yanında sana diyebileceğim başka bir şey daha var. Allah; kadına, çok özel bir yeti vermiştir. Eğer yaşamış olduğun bir hamilelikte, dünyaya getirmeye hazırlandığın bebek, başlarda ( yani ilk üç ay içerisinde) sağlıklı değilse kadın vücudu bunu elemine eder, yani eler. Bir şekilde bebeğin yaşamına son verir. Elbette bunu kadın bilerek ve istiyerek yapmaz. Bu istemsiz olarak yapılır."Bana kısaca doktorun söyledikleri bunlardı. Beni muayene bile etmemişti doktor. Ama çok büyük bir rahatlama olmuştu içimde. Eskişehir'e döndüm. Düşünmemeye çalışıyordum artık yaşadığım hamilelikleri ve küretajları. Her şeyi oluruna bırakmıştım. 1 veya 2 hafta içerisinde şüphelenmeye başladım hamilelikten ve direkt doktoruma gittim. Test bile yapmadım. Bana idrar testinden sonra güzel haberi verdi. Hamileydim. Yani ben Ankara'da ki doktora muayene için gittiğimde zaten hamileymişim. O andan itibaren karar verdim. Artık nete girip bebeğim ne kadar oldu diye bakmıyacaktım. Alışveriş yapmıyacaktım. İlk üç ay nasıl geçti anlatamam. Benimle birlikte doktorumda aynı şekilde diyebilirim Üç ay geçince bana aynen şunu söyledi "bu son hamileliğin de böyle olursa sana nasıl söyliyebilirim diye düşünmüyor değildim. Ama o kısmı atlattık artık, derin bir nefes alabiliriz."

Ve sizlerinde bildiği gibi yaşam sevincim, oğlum, baldan tatlım Berke'mi dünyaya getirdim. Allah uzun ömürler versin benim oğluma ve hepimizinkine.

Kuzenimin eşinin yaşadıklarını çok iyi anlıyabiliyorum. Ama onunki daha acı esasında. Bebeği sezeryanla alma durumundalar. Hatta bu postu yazdığım sıralarda belki de operasyonla alınmıştır bile. Hamileliğiniz sonlanıyor, sezeryan oluyorsunuz, lohusalık dönemi yaşıyacaksınız ama ortada bebek yok. Ama ben inanıyorum ki onlar bunu atlatacaklar ve yeniden bebek sahibi olacaklar. Birbirlerine olan sevgileriyle bunu aşacaklar. Aşmak zorundalar. Geçmişler olsun ikinizede canlarım.

13 Ocak 2008

Volitan

Bu mail bana sevgili Edi'den geldi. Bende ufak çaplı bir araştırma yapıp nette bununla ilgili neler bulabilirim dedim. YuoTube da bile varmış. Geldiği akşam bir tek NTV ve Kanal24 Haber de bahsedildi. Bence işte Türk'ün gücü denilebilecek bir olay. 2007 tasarım ödülü alan Volitan'ın sahibi yani tasarlıyan insan Hakan Gürsu. İki dalda birincilik getiriyor hemde bu proje. Akıllara durgunluk verecek bir şey esasında. Aslında söylenecek sayfalar dolusu şeyler var Volitan hakkında. Umarım gereken ilgi ve alaka gösterilir. Böyle değerler az geliyor çünkü.

Flemenko ve Türkü

Flemenkoyu oldum olası severim. Ama bu bambaşka olmuş. Tebrik ediyorum sadece. Bu kadar başarılı bir şekilde olabileceği aklıma gelmezdi. Türkü ve Flemenko yan yana gelince ortaya müthiş bir şey çıkış. Bu şarkıyı Öykü ve Berk isimli iki kardeş seslendiriyor. Aşağıda yayınlanan klip bildiğim kadarıyla tek klipleri, umarım diğerleride yoldadır.


9 Ocak 2008

Çerçeveli Resimler


Uzun zamandır, çekmiş olduğumuz resimlere otomatik çerçeve eklemek istiyordum. Ama uygun programı bir türlü bulamamıştım. Geçenlerde nette sörf yaparken birden önüme bir site çıktı aradığımı buldum. İçinde o kadar çok yararlı programlar varki anlatamam. Belki size de yardımcı olur diğer programlar.

Sitenin adresi http://www.10001downloads.com/index.php.

Resimlerinize çerceve ekliyebileceğiniz program ise Photo Frame Show 1.4 Build 152 .Graphics bölümü altında Photographic adjustment adı altında görebilirsiniz.

Bu programı indirdikten sonra bende önceden çekmiş olduğum bazı resimleri hemen çerçeveledim. İşte bazı örnekler sizlere...

Oğlum

Bu resimde bendeniz efendim. Geçen sene doğum günümde.

25 Aralık 2007

Wings Ahşap Kutu

Bu ahşap kutuyu hediye olarak yaptım. Alt komşumun kızı Ayça ne zamandır istiyordu. "Aslı Teyze benim tokalarımı koyacak kutum yok bana yapar mısın?" diye. Bende söz verdim. Esasında artık ahşap yapmıyorum çünkü ellerime allerji yapıyor boya. Ama kıramadım ne yapayım. İlk önce ağzını aradım. Hangisinden hoşlanır öğrendim. Bizim Ayça Wings'ten hoşlanıyormuş. Düşündüm ne olabilir diye Gittim hobi markete. Bu kutu çok hoşuma gitti.Yapımı oldukça basit. Toz pembe boyadım. Normalde boyadan önce zımpara yapmam gerekir ama üşendim işin açığı. Bende bir güzel boyadım. Üzerinede wings stikerlarını yapıştırdım. Elimde boncuk boyamda vardı. İnci beyazı. Kalp kenarlarına da onları attırdım. En son işlem de bir güzeş spey vernik. Ortaya çıkan bu.







20 Aralık 2007

Kurban Bayramı





Herkesin bloğunu tek tek ziyaret edip Kurban Bayramlarını Kutlamayı çok isterdim ama ne olur kusuruma bakmayın. İşlerimi yetiştiremedim. Şu saat oldu yani saat 23.32 ben daha yeni oturuyor gibiyim. Ve arife. Oğlum birde aniden ateşlendi. Neyse sanırım çok ciddi bir şey yok ama, dedimya tamda arife günü. Hemen ilaç takviyesi. Şimdilik düştü gibi ama belli olmaz. Ara sıra gidip ölçerim bakalım. Sanırım geçen akşam alışverişten gelirken kaptı azda olsa. Neyse efendim, beni tanıyan tanımayan, seven sevmeyen, söz verip cevapları yazacağım diyerek, ama bir türlü sorularıma cevap yazmayan kişininde ( sanırım kendini çok iyi anlamıştır), kısacası tüm müslüman aleminin Mübarek Kurban Bayramını en içten dileklerimle kutluyorum.
Bizler, nerede o eski bayramlar diyoruz, bizlerin evlatları acaba neler diyecekler bakalım? Evimizin bahçesinde ( ki apartman dairesinde otururduk ama bahçesi vardı) kurban kesildiği günler daha dün gibi. Zaman çok hızlı akıyor ve insanoğlu bunu hiç anlamıyor. Rahmetli anneannem çok metanetliydi. Dayılarımın hepsine tek tek kurban kesmeyi öğretmişti. Çünkü dedem, dayılarım çok küçükken vefat etmişti. Başlarına geçip öğretmiş. Sizleri bilemem ama bizde adettendir. Kurbana niyetlenen kişi, kurban kesilipte böbreği pişmeden asla orucunu bozmazdı. Kurban yüzülür temizlenir ve kahvaltıya kavurması yetiştirilirdi. Kahvaltıda bu kavurmayı yemeğe bayılırdım. Hatta ve hatta bayramın geldiğini şimdi anladım derdim. Bu anlattıklarım, elbette böyle gördüğüm ve bizim adetlerimizde böyle olduğu içindi. Bazılarınızı duyar gibi oluyorum. Sabah sabah nasıl yenir kavurma diye. Ailenizde nasıl yetişirseniz ve görürseniz size onu yemek ağır gelmiyor işte.
Rahmetli anneannem çok becerik bir hatundu. Hani derlerya eski toprak, aynen öyle işte. Valla Kurbanın işkembesini bilem temizlerdi. Kurbanın derisi hariç hiç bir yeri ziyan olamaz derdi. Benim bir tek yemediğim şey, kuyruk yağını kavurup, yağını çıkartıp o yağı yemeğe kullanmasıydı. Bundan nefret ederdim. Canım anneannem, ekonomi yapacak ya. hayvanın yağları bile ziyan olmasın derdi. Ama kuyruk yağını çıkartıp kalanla bir kete yapardı. Valla işte o süper olurdu. Buna kıtırmak denir bizde. Ne bayramlardı onlar. Canım anneannem. Bende annemden çok emeği vardır esasında. Annem çalıştığı için herşeyimle mecburen anneannem ilgilenirdi. 1971 doğumlu olduğum için bu bahsettiklerimin hangi tarihlere isabet ettiğini varın siz hesap edin.
Anlaşılan benim parmaklar yazmayı özlemiş durduramadım ben onları. Çok gevezelik yaptım. Tekrar hepinizin Kurban Bayramı kutlu olsun.

11 Aralık 2007

Rulo Pasta

Rulo Pastayı oldum olası çok severim ama bir türlü ölçülerini tutturamam. Kah yapışır, kah yuvarlarken kırılır. En sonunda, araştırmalarım sonucu en uygun tarifi, kendi katkılarımda olmak üzere buldum. Çok kolay, masrafsız üstelik. Süslemesi size kalmış. Canı gönlünüz ne ile süslemek isterse süsliyebilirsiniz.

Malzemeler:

  • 3 orta büyüklükte yumurta (eğer yumurtalarınız küçük ise 4 adet yeterli geliyor)
  • 3 kahve fincanı toz şeker
  • 2 kahve fincanı (bahsettiğim Türk kahvesi) + 1,5 tatlı kaşığı un
  • 1 kahve fincanı mısır nişastası
  • 1/2 kahve fincanı sıvı yağ
  • 1/2 kahve fincanı süt
  • 1 paket vanilya
  • 1/2 paket kabartma tozu

Kreması:

  • 2 su bardağı süt
  • 2 poşet krem şanti


Hazırlanışı:


Önceden krem şantimizi hazırlıyoruz ve buzdolabımıza koyuyoruz. Önceden krem şantiyi hazırlayınca şertleşiyor buzdolabında. Yumurta ve şekerleri, şekerler eriyene kadar yaklaşık 10 dak hızlı devirde mikserimizle çırpıyoruz. Süt ve yağı ilave ediyoruz. Un ve mısır nişastasıda ilave ediyoruz. Vanilya ve kabartma tozunu ilave etmeden, hamurun kıvamına bakıyoruz, boza kıvamından daha akıcı olacak. Eğer kıvamı koyu gelirse süt ve yağ ilave edebiliriz. Kabartma tozunu 1 paket koymamaya dikkat edelim. Çünkü hamurun fazla kabarmaması gerekiyor. Vanilyayı da ekledikten sonra, tepsimize pişirme kağıdı serip, hamurumuzu yaydırıyoruz. Önceden ısıttığımız yaklaşık 180 derecelik fırınımızda 10-15 dak kadar pişiriyoruz. Aman dikkat başından ayrılıp bir yerlere gitmeyin. Çok çabuk pişiyor. Üzeri pembeleşince hemen mermerimizin üzerine alıp, hafif ılındıktan sonra pişirme kağıdımızla beraber bir güzel sarıyoruz. Soğumadan bu işlemi yaparsak, hem kırılmıyor hemde şeklini alıyor.



Kekimiz , şanti sürecek ılıklığa gelince, pişirme kağıdından sıyırıyoruz. Başlıyoruz içine şantiyi yedirmeye. Sonrasında istediğiniz meyvayı koyuyoruz. Benim tercihim muz. Bir güzel rulo haline getirdikten sonra, kenarlarını birazcık kesiyoruz ki kenarlarına kremamızı daha rahat sürebilelim. Üzerini de şanti ile kapattıktan sonra gerisi sizin yaratıcılığınıza kalmış. Ben önceleri sadece kakao serptim. Sonrasında meyva sosu kullandım. Artık sizin zevkiniz nasıl arzu ederse artık. Kek çok yumuşak oluyor. Övünmek gibi olmasın ama pastanelerde yediğimiz rulo pastalar gibi oluyor. Şimdiden afiyet olsun hepinize.