7 Ocak 2009

İnsanlık Öldü Mü?

Son günlerde bir insanlık dramı yaşanıyor. Dünya bu duruma tamamen sesiz. Çocukların ölmesi ve çok büyük travma yaşamaları hiç birinin umuru değil. Önemli olan çıkarlar. Ne çıkarları. İki karış toprak paylaşılamıyor. Hamas militanları okul binalarında çocukların okudukları eğitim gördükleri yerlerde aranıyor ve bombalanıyor. Yaklaşık 50 masum evlat kocaman bir hiç uğruna yitip gidiyor. Ve dünya büyükleri olan ülkeler, İsrail'in arkasındayız diye bildiri yayınlıyorlar. Gazze olayı Bosna'ya dönecek sanırım. Büyük bir katliam.

Şimdiye kadar ölenlerin sayısı 500'ü aştı. Ne bekleniliyor anlamak mümkün değil. Bu olayı müslüman yahudi çatışması olarak düşünmemek gerekir. Orada ölenler sadece müslümalar değil ki. Canlar gidiyor.

Avrupa ve Amerika basını olayları uzaktan izlemekle yetiniyor. Üzerlerinde kazanacakları bir şey yok çünkü. Çıkarları yok . İnsanlar ölmüş kimin umurunda.

Bu postta resim koymayı düşündüm. İç acıtan fotoğraflar var görmüş olduğum. Ama içim kaldırmadı bu fotoğrafları koymaya bir türlü.

Bu posttu okuyan blogculardan bir isteğim olacak. Sizlerde kendi bloglarınızda bu katliamla ilgili düşündüklerinizi yazın. Bir blog hareketi mi dersiniz bilmiyorum artık. Blogçular bu konuda sessiz kalmamalı diye düşünüyorum. Elimizden ne gelir bilmiyorum ama sessiz kalmamak lazım. Hepinize şimdiden teşekkürler.

30 Aralık 2008

2009 MERHABA

Geçti kocaman bir yıl daha. Devriliyor ardı arkasına. Çok iyi hatırlıyorum; hep hesap yapardım 2000 senesinde kaç yaşında olacağım diye. Her neyse; hepinizin yeniliklerle dolu gelen 2009 seneniz mutlu ve umutlu olsun.

YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN

16 Aralık 2008

Üç Aylık olmaya doğru

Zaman su gibi akıyor ve inanın ben bu aralar nasıl geçtiğini; sabah olupta, nasıl akşamın geldiğini anlıyamıyorum. Kendime ayırabileceğim kaliteli bir zamanım asla yok. Berke'nin veli toplantısına bile giderken eve nasıl döndüğümü hatırlamıyorum. Altay anne sütü alıyor sadece. Ne su nede mama. Ayrıca aldığı sadece D vitamini. Gelişimimiz çok normal düzeyde seyrediyor. Aşılarımızı yaptırıyoruz. Ve de bol bol altımızı kirletiyoruz haliyle. Ama akşamları saat 9:30 civarlarında yanımıza kimse yaklaşmasın nedensiz ağlamalarımız var. Bu ağlamaları tek susturan da fön makinem. İster inanın ister inanmayın tek bu aletin sesiyle susuyor ve hatta bu sesle uykuya dalıyor. Akşamlarımız banyoda geçiyor. Kenidimizi sevdirmekten nefret ediyoruz. Ağır abiyiz yani. Halbuki şöyle mıncıklasam ne olur. Babası kimi zaman dayanamayıp sıkıştırıyor, başlıyor Altay ağlamaya. Susturmak benim işim elbet :)

Berkeme gelince yavrum; okumayı sökmeye çalışıyor o da. Benimle ders çalışmak daha hoşuna gidiyor babadan ziyade. Bu nedenlede aşağıda gördüğünüz tablo yaşanıyor kimi zaman. Haa Altay'ı ayağımda görüpte böyle mi uyutuyorsun demeyin. Altay sadece oyun yapıyor bu halde uyumuyor. O'nun uyuma keyfi annenin ve babanın omzu. Hiç istememe rağmen kucakçı oldu. Neyse efendim Berkemin okumayı yazmayı sökmesine az kaldı. Okurken ikinci harfle başlatıyor kelimeyi sonra düzeltiyor. Yazarken de harf unutması var şimdilik. Ama şu da bir gerçek çok ağırız ve rahatız. Umarım bu hayatında başarısızlık getirmez oğluma.

Yoğun tempoya devam. Bu arada hepinizin geçmiş Kurban Bayramını kutluyorum. Geç oldu ama ne yaparsınız artık. Sağlıcakla kalın hepiniz.










12 Kasım 2008

Büyüyoruz

Zaman çok çabuk akıyor. Altay artık bayağı seçilir oldu. Olabildiğince anne sütü alıyor ama kimi zaman bende takat kalmadığı için Aptamil mama alıyoruz. Bu da genelde akşamları oluyor. Gece uykularımız elbette fazla değil. Kimi zaman gece saat 1 lere kadar oturup 4 saat sonra uyanıyoruz; kimi zamanda akşam saat 9 gibi uyuyoruz. Ama şu bir gerçek kış çocuğu olduğu için Altay çok gazlı. Bunun için bağırsaklarını rahatlatıcı ve de uyumasını sağlayan bitki çayı çok yardımcı. İlaç olarak da Metsil damla. Günlük mutlaka demir damlamızı alıyoruz ki vitaminsiz kalmıyalım. Ayın 20 si ve 22 si verem aşısı ile hepatit aşılarımız var.

Berke bayağı kıskanıyor Altay'ı. Sadece onunla ilgilendiğim vede beraber ders çalıştığımız zaman okumamız çok güzel. Ama ben ne zaman hem Altay'ı emzirip hemde Berke'ye ders çalıştırmaya başlarsam bildiği şeylerde kafadan uçup gidiyor. Sanki karşımda bambaşka bir çocuk oluveriyor. Eğer bunları aşamazsam bir psikologtan yardım almayı bile düşünüyorum. Çok zor günler gerçekten. Evde herkes benden bir şey bekliyor. Yemek yapmak bile bana çok zor gelmeye başladı. Eminim zamanla hepsi yerine oturacak. Ben azmettikten sonra hepsi yerli yerine oturur.







20 Ekim 2008

Bir Kaç Öneri


Öncelikle sayfamı ziyaret edip bana post yazan ve yalnız bırakmayanlara teker teker teşekkür ederim. İlk defa gelen bir iki arkadaş var onlarada hoşgeldiniz diyorum. Gelelim bir kaç öneriye. Haa bunlar ne ile ilgili deseniz, efendim yeniden anne olmanın keyfiyle vede tekrar çocuk büyütmekle ilgili elbet.

Öncelikle ikinci bir çocuğu mutlaka düşünün. İkinci defa anne olmanın verdiği mutluluk gerçekten bir başka. Ben tek büyüyen bir evlat olarak bunların zorluğunu birebir yaşadım. Çok zor gerçekten. Hem ilk çocukta anlamıyorsunuz nasıl büyüdüğünü. Aman orasına bir şey olmasın diye korkuyla yaklaşıyorsunuz.

İkinci bir çocuğa kesin karar verdiniz, ama lütfen arası fazla olmasın. Ben bu konuda bayağı geç kaldım. Berke ilkokula başladığı için çok zor oluyor. Bir yanda Altay'ı emzirirken, bir yandan Berke ile ders çalışıyoruz. Halimi siz düşünün.

Bebeğinizin doğum tarihi bahar aylarına denk gelirse sizin açınızdan daha kolay olur. Sonbahar vede kış bebekleri daha gazlı oluyorlar. Hemde üşümesin diye elinizden ne gelirse yapıyorsunuz. Yani hamile kalma zamanınız Temmuz Ağustos ayları gibi olursa tam denk geliyor. Hem sizin hamilelik döneminiz kolay geçiyor, hemde bebeğiniz daha kolay büyüyor.

Normal doğumdan asla vazgeçmeyin. Berke de zorunlu olarak sezeryan olduğu için Altay'ın doğumuda sezeryan oldu. Ameliyat nerden bakılırsa. Dikiş yerlerim hala açıyor vede sütünüz geç geliyor. İçinizin temizlenmesi yani lohusalık döneminiz yaklaşık yarıya düşüyor. Yani kanamanız 20 gün kadar oluyor.

Sütünüzü artırmak için alacağınız en güzel besin su. Bol bol su içmeyi ihmal etmeyin. Ben Berke'de de Altay'da da özellikle emzirirken dudaklarım kurumuş gibi hissettim. Meyva suyu, özellikle kayısı bağırsaklarınızı çalıştırmak açısından yararlı. Eğer incirle aranız iyi ise mevsimine göre kurusunu veya yaşını mutlaka tüketin. İncirin süt arttırıcı özelliği var. Tam oluyorsunuz bir montofon :)

Emzirmek gerçekten kilo vermenizi çok kolaylaştırıyor. Doğumda aldığım 12 kilonun yaklaşık 10 kilosunu şimdiden verdim. Daha 1 ayımızı doldurmadık. Gerçi meme uçlarınız başta çok açıyor. Acı içinize oturuyor, bu bir gerçek ama yapacak bir şey yok. Ben bunun için Garmastatin isimli bir merhem kullandım. Ama size kakao yağınıda önerebilirim. Yararını göreceksiniz emin olun.

Şimdilik öneriler bu kadar. Faydalı olabildiysem ne mutlu bana.

11 Ekim 2008

Hoşgeldin Altay



Herkese çok çok teşekkürler. Anca vakit bulup Altay'ımın resimlerini koyabiliyorum. Yoğun bir maratona başladık ve de devam ediyoruz. Kendimi toparlayıp işlerin başına çöküyoruz efendim.

Berke'den başlıyalım. Evde tek çocuk olmanın verdiği rahatlık artık olmadığı için, elbette huzursuz. Ama elimizden geldiğince yardımcı olmaya gayret ediyoruz hepimiz. Kardeşini gerçekten çok seviyor ama ilginin bölünmesinden son derece rahatsız. Derslerinide etkiliyor bunlar elbette. Bu aralar bayağı sallasakta dersleri hakederiz biz. Kafasını derslere vermek çok zor geliyor ona. Hatta Altay'ı emzirirken bana aynen şunları dedi " keşke bende emebilsem". Bu tür şeyler çok normal. Berke'm de bizlerde zamanla bunlara alışacağız elbette.



Hamilelikte toplam 12 kg aldım vede şu ana kadar yaklaşık 10 kgsunu verdim. Bunda en büyük etken emzirmem vede çok fazla su tüketmem.

Tek evladı olan herkese ikinci bir çocuk yapmaları şimdilik şiddetle tavsiye olunur. Katmerli anne olmak gerçekten çok güzel. Birde ikinci çocukta daha tecrübeli olduğunuz için çok daha rahatsınız. Ağlamasına çare bulabilmeniz daha kolay.

Berke'yi büyütürken hiç pişik yapmamıştım ama Altay'da bunu yaşadım. İmdadımızada sevgili Açalya yetişti. Türkiye'ye gelmeden önce konuştuğumuzda bahsetmisti bana Desitinden. Tam da onların bizi ziyarete geleceği gün Altay fena biçimde pişik oldu. Ya Huggies den , ya altını silerken Nivea ıslak mendilden, yada doğum yaptığım hastanenin çocuk doktorunun verdiği Hametam kremden bilemiyorum. Aslında ben pişik için bir tek Bepanten Plus krem kullanmıştım Berke'yi büyütürken, ama hadi bu kremde var dedim . Neyse efendim hemen Açalya'nın getirdiği desitini bir güzel sürersin sonrasında ne ıslak mendil nede huggies kullanırsın. Altını açınca direkt çeşmenin altına vede primaya devam edersin. Tek tük kaldı pişik ama o feci halinden eser kalmadı şükür.


Sağdan soldan anca bu kadar bahsedebildim şimdilik.Gelişmeleri ileride anlatırım.

Herkese tekrar teşekkürler ederim. Tek tek isim sayamadım . Yanımda olduğunuz vede beni yalnız bırakmadığınız için.

29 Eylül 2008

Hayata Yeniden Merhaba

Evet; minik bebeğimi sonunda sağlıkla dünyaya getirdik sonunda. İsmini ALTAY koyduk. 3580 kg ve 50 cm boyunda. Bir iki gün içerisinde resimlerimizi koyacağım. Ama biraz daha müsade. Çünkü sarılık çıkarttık ve doğum yaptığım hastanede fototerapi almak durumunda kaldık ve bugün eve gelebildik. Hem çok yorgunum hemde uykusuz.

Bana yorum bırakan ve iyi dileklerde bulunan herkese çok teşekkür ederim.